"AŞK VE ÖLÜM GİBİ ÖZGÜN..."

mehmed şahin kaçar

18/12/2005

ANAHTAR/Öykü

Kapı kilitliydi...

Cereyanlar gitti.

Şaşırmadı .

Cereyanlar geldi...

Her zamanki huyuydu ne olacak !..

Bir yanı Tanburî , bir yanı Veysel : Üstteki hâlden anlar be, dedi içinden ; garip ama has adamdır ...

Yüreğine iyice sokulup ( dışarda kar yağıyordu herhal ya da annelik merhameti mi kuşatmıştı omuzlarını lapa lapa ... ) asansöre yöneldi ... 

 

Cereyanlar gitti ...

 

5. Kat

 

Bir insan . Adı Tahsin Amca . Beş balası var . Üçü kız ikisi oğlan . Apartmanın gedikli simyacısı . Fazla konuşmaz . Susturur konuştu da mı ; beyazî ve derin bakışları ....

Üç-beş helvacının pervasızlığına maruz kalmış, geçenlerde meclisten dönerken .

-         Bu ne hâl moruk ! Aydan düşmüş gibisin ...

-         Bak! Bak! Bak! Az  mudara olsak ...

-         Konuşsana be ! Dilini mi yuttun !

-         Efendi oğlum, saat kaç ?

-         !!!!

-         Bak seen ! Bir de alay ha ! ...

Gülüşmeler ve ardından gelen apansız bir şamar ... Zavallıcık , bir anda yerde buluyor kendini; nuranî yüzü kanlar içinde ...

Karşıki loş durakta otobüs bekleyen genç, daha fazla dayanamayarak hızla olay mahaline akıyor ve dağıtıyor ayyaşları bir bir ...

Meğer pehlivanmış genç. Ne gam! Gülümsüyor Tahsin Amca : Ne yaptın efendi oğlum! Bak yine öğrenemedik kaç olduğunu saatin ...

Pehlivan şaşkın ; Amca kendinden emin . Ve cepkenindeki yadigârı uzatıyor pehlivana : Bizden geçti evlâdım ... Tamir ettir ve iyi mukayyet ol ona . Hatıradır unutma ha! Eh biraz vakte aykırıdır ya ...

Ve mızrabına kavuşan bir rebâb edasıyla, kanat geriyor geceye mehtâb. Sahipsiz bir kedi annesini arıyor ; gün ortasında devasa bir metal çuvalının tekerlekleri arasında gölgesini yitiren ve herkeslerin bil/mey/erek geçip gittiği , yol kenarına bile konmaktan aciz Pamuk’tan habersiz. Birer birer süzülüyor kepenkler. Fırıncı ataş telaşında; değirmenci, taş ... Paltosunun kirli yakalarıyla yüzünü saklamaya çalışan eski bir zengin, donmaya yüz tutmuş parmacıklarıyla sıcacık bir şeyler arıyor kısmık bir çöplükte . Zemzemsi geliyor birkaç mahle öteden “Şinanay”ın . Birkaç alaca yürek avunuyor...

Zavallı Tahsin Amca , hangi birine fitre versin ! Ramazan yaklaşıyor ...

 

Ağlayanlar gitti ...

 

4.Kat

 

Çıt yok ...

Birazdan gelir . Gelir ve burnundan getirir eksiketeğin yine . Herkes de ere varır ya ; onunkisi daha bir âlem ! Akşamlara kadar yıka , pakla , pişir , döşür ve piyango hep sana vusun ! ...

Neymiş efendim , “ yemek neden iki den tuzsuz olmuşmuş ! “

Neymiş efendim , “ kapıyı niye geç açmışmış !... “

Neymiş efendim ...

Boşanmak bir şey değil ya ; ar demiş namus demiş sabretmiş hep ... Ya karnındaki tüyü bitmemiş şu melek pâresi !... Ona nasıl kıysındı ! Hem o şatafatlı günde büründüğü gelinlik timsali değil miydi ; aile şerefinin !... *

 

Anlayanlar gitti ...

 

·        “ Kirletirsen eğer, kefenin olsun, gelinliğin kızım !...

 

 

3.Kat

 

Ali , Hasan ve İsmail . Her biri ayrı bir anakuzusu ; Anadolu . Ali “iletişim” , Hasan “inşaat” , İsmail “muhasebe” talebesi . Kimseye değdikleri yok . Herkes memnun onlardan . İçlerinde en üretkeni  Ali. Fakültede yayımlanan “ Dönenbay “ adlı derginin duayenlerinden . Hasanınki hayatî mevzuu. Ya İsmail ! Onun tutulduğu ince dertten bilmem kaçınız nasiplenmemiştir ki ...

Her şey daha güzel yarınlar , serçelerimiz için ...

 

Saklayanlar gitti ...

 

2.Kat

 

Derin bir iç çekiş ... Yıllardır kapalı bir kapısı bu katın. Odada bir sandık . Sandığın içinde, tozlanmaya yüz tutmuş onlarca hâtıra ...*

Adını kimse bilmiyor . “ Garip ” diyor, apartmandaki herkes ona . Mütebessim ve heybetli birisi . Yanağındaki yara,  “Kıbrıs hâtırası” ...

 

Saklananlar gitti ...

 

Uyandırabilene aşk olsun , duvardaki kilimi

Bir çocuk yaşamış, bir zamanlar burada, besbelli ...

 

 ...........

 

Butonu arandı.

İz yok.

Tık! Tık! Tık!...

Ses yok .

Bağırabilse ...

Adı yok .

Kapıya yüklendi son çare . Hay Allah, açıkmış !..

Ve yeni bir kapı .

Onu da açtı.

Bir kapı daha.

Onu da ...

Kapı! Kapı! Kapı!...

Açılan her kapı, açarıydı sanki bir diğerinin.

Nihayet sandığın olduğu kapıyı açtı, tesadüfen .

Sonra sandığı , güçbela ...

-         Geldi bey müjde ! Minik Pamuk geldi !...

 

Meğer ...

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kategori: (Belirtilmemiş) :: Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!


Blogcu.com bir BERIL Tech hizmetidir.